Menü Kapat
Behçet Kemal Çağlar Attila

Behçet Kemal Çağlar ‘Attila’

Behçet Kemal Çağların,1935 yılında yazdığı tiyatro eserinde Atatürk’ün özellikle araştırılmasını istediği “Türk Tarih Tezi”nden etkilenerek ortaya çıkardığı ve daha çok Türkleri aşağılayan Batı’ya Türk medeniyetini tarihten izlerle tanıtmak için oluşturulmuş bir eserdir.

Attila’yı Beklerken:

Kendimizi, Attila’yla görüşme yapmak amacıyla gelmiş olan Romalı elçilerin bakış açısıyla Attila’nın çadırında onu beklerken buluyoruz.

Henüz onunla karşılaşmamış olmalarına rağmen Attila’nın nüfuzu, bu bekleyen Roma elçilerinin yüreğine korku salmaya yetmiş. Hatta orada beklerken yalnızca hükümdardan değil genel olarak Hunlardan korktuklarını “Her Hun bir parça bizim aklımızı yutuyor…” dizeleriyle görüyoruz.

Roma ve Hun Devleti Karşı Karşıya:

Tarihteki ihtişamlı Roma devletinin bu döneminde tarihin bir diğer ihtişamlı devleti olan Hunları durdurmakta ne kadar zorlandıklarını hatta başarısız olduklarını elçilerin ağzından gözler önüne seriyor.

Hunların Bizans’ı senelik 2100 altın vergiye bağladığını görüyoruz ve bu elçilerin orada olma sebeplerini de çok geçmeden öğreniyoruz: Hunlar, artık Roma’yı vergiye bağlayacak. Görüşme de bunun için. Bir dönemin belki süper gücü denebilecek “Büyük Roma”, Doğu’dan gelen ve barbar olarak adlandırdıkları – kendilerinden olmayan herkesi barbar olarak adlandırırlar zaten- Hunlara vergi verecekler.

Romalı “Soylular”:

Elçinin ağzından o dönemin Roma zenginlerinin,soylularının devletlerine karşı olan durumlarını görüyoruz. Devletleri bir başka devlete yenilmiş ve vergi vermeyi kabul etmişken sözde “soylular”, zenginler, ekonomik olarak üst tabakadakiler kendi zevk-ü sefalarındalar. Elçinin dediği gibi “mermer hamamlarında zevk sürüyorlar.” Ülkelerinin gidişatı umurlarında değil. Yeter ki altınlarına, zenginliklerine dokunulmasın. 2100 altın verecek Bizans zengini bulmak zor. Altınları olmadığı için değil, zevkinden feragat edecek zengini olmadığı için.

Kendimi Anlık Olarak Elçinin Yerine Koydum:

Birazdan karşısına çıkıp pazarlık yapabilmeyi umduğunuz kişi; ordusuyla,savaşçılığıyla nâm salmış bir asker. Eğer yapacağınız teklif kabul edilmezse ülkenizi gözünüzün yaşına bakmadan yakıp yıkabilecek bir kişi.

Devletlerin Cihan Hâkimiyeti Sevdası:

Tarihteki neredeyse her büyük devlet, Cihan hâkimiyeti düşlemiştir. Doğu’dan başlayıp Roma’nın içlerine kadar uzanan Hunlar için bunu düşünmek kaçınılmaz olandı. Hunların Roma’yla yetinmeyip, İran, Avrupa’nın geri kalanı, Hindistan topraklarına uzanma arzusunu sahneye giriş yapan iki Hun generalinin konuşmasından yansıtmış yazar.

Türklerin Bir Çatı Altında Toplanması:

Hunların,dağılmış Türkleri toplayarak bir devlet kurmuş olmasından yola çıkılarak Hun devletinin gücü bir nebze de olsa açıklamaya çalışılmış.

"Tanrı’nın Kırbacı”:

Yazar, yozlaşmış Roma medeniyetine Attila’nın Tanrı tarafından gönderilmiş bir cezalandırıcı olduğu inancını dizelerinde vermeye çalışmış.

Kafası Dağlanmış Esir:

Roma sarayındaki sevdiği kadına şiirini ulaştırmak isteyen Attila, askerinin saçlarının arasına şiirini dağlar ve evlilik teklif eder. Cevabını da yüzüğün izini yine aynı askerin kafasına dağlamasını söyler. Ve asker, tüm bu olanları liderine olan inancından doğan bir iştahla kabul eder.

"Sümerlerin Nesli”:

Atatürk’ün bizatihi araştırdığı Güneş Dil Teorisi ve Türklerin,Sümerlerin devamı olabileceği görüşünden etkilenen Behçet Kemal Çağlar,eserinde bu görüşe de gönderme yapmaktadır.Bu bölümde Türklerin medeniyete katkıları Sümerliler aracılığıyla aktarılmak istenmiş.

Papa, Attila’nın Huzuruna Çıkıyor:

Tarihte 452 yılında Viyana Kuşatması sırasında Papa’nın Attila’nın dizlerine kapandığı sahnede Papa,Attila’nın dizlerine kapanmaya çalışarak ondan Roma’yı bağışlaması için af diler.

 

“Unutmayın,Türk’tedir en coşkunu al kanın,

Unutmayın,Türkler de torunudur Attila’nın!”

 

Sözleriyle eserini sonlandırıyor.

Posted in Bursiyer Yazıları, Tiyatro Yazıları

Benzer

Don`t copy text!