Menü Kapat
Olay Rusyada Geçiyor

Olay Rusya’da Geçiyor

COVID-19 sebebi ile evlerimize kapandığımız şu günlerde, normal zamanda belirli mekanlarda sürdürdüğümüz tüm etkinliklerin internet üzerinden gerçekleştiğine şahit olmaktayız. Eğitim öğretim faaliyetleri, kültür sanat etkinlikleri, toplantılar, mülakatlar derken gitgide genişleyen bir yelpazede ‘’çevrimiçi’’ hayata uyum sağladığımızı hepimiz gözlemleyebiliyoruz. Kumbaravan’ın kültür sanat bursu kapsamında bizlere sunduğu etkinlikler de ‘’dijital dönüşüm etkinlikleri’’ adını alarak çevrimiçi sürece uyum sağladı diyebiliriz. Olay Rusya’da Geçiyor oyunu da bunlardan biri…

Dijital dönüşüm etkinliklerine ilk katılımımı İstanbulimpro tarafından sahnelenen ‘Olay Rusya’da Geçiyor isimli doğaçlama tiyatro oyunu ile gerçekleştirdim. İstanbulimpro ekibi, kendi isimleriyle etkinliklerin niteliğini açıkça belli ediyor. Doğaçlama (Improvisation) oyun, gösterinin en önemli unsuru. Eski Türk Tiyatro geleneğinin önemli bir kolu olan tulûat, İstanbulimpro ekibinin elinde tam anlamıyla yeniden şekilleniyor. Konuya bağlı kalmakla birlikte, seyircilerden aldıkları öncüllerle hareket ediyor ve onlara göre dallanıp budaklanan bir gösteri sunuyorlar. Seyircinin aktif katılımı, oyunun ilerlemesindeki en temel hususlardan biri. Oyunun henüz başında alınan kelimelerin oyuncular için bir yol haritası teşkil ettiğini ve oyuncunun o karakterde kalmak için verdiği çabayı oyun ilerledikçe görüyorsunuz. Yalnız şunu es geçmemek gerekir ki ben kaydedilmiş bir oyunu izlediğim, yani aktif katılımcı olarak orada bulunmadığım için oyuna adapte olmakta epey zorlandım. Verilen kelimelerin şekillenmesinde bir etkim olmadığını bilmek, benim adıma, doğaçlama bir oyun izleyecek olmanın büyüsünü biraz kaçırdı.

Olay Rusya’da Geçiyor oyunun başlığında yer alan ‘’Anton Çehov’un Yazmadığı Oyunlar’’ ibaresi, aslına bakarsanız, oyuna dair çok fazla şeyi sunuyor. Doğaçlama bir oyun olmasına rağmen karakterler, tıpkı Çehov’un karakterleri gibi. İçlerinde neden olduğunu bilmedikleri bir boşluk mevcut ve bu boşluğu doldurmak için yaptıkları her şey içinde ince bir mizah ve bir nebze alaycılık barındırıyor. Oyuncular ve sahne düzeni bunu gayet iyi bir şekilde yansıtmış; oyunun gidişatının yanı sıra diyaloglarda da güldürü unsuru asla eksik olmuyor. Hatta oyunun ismi bile muhtemelen bir esprinin parçasıdır diye düşünüyorum, çünkü bu kadar votka ancak Rusya’da içilir… Sahne kullanımından hoşlandığımı belirtmem gerek. Doğaçlama oyunun dinamik yapısı içinde enstrümanlara yer verilmesi, zaman zaman şiirsel bir anlatımla oyunun yavaşlaması ve bu sayede arkada devam eden hikâyenin seyirciye başarılı bir biçimde aktarılması oldukça güzeldi.

Oyuna dair eleştirebileceğim en önemli nokta, ses ve görüntü kalitesinin düşüklüğü olur. Başta da belirttiğim gibi, oyunu tiyatro salonunda değil de bilgisayar başında izlediğim için bu eksikliği yoğun şekilde fark ettim. Görüntü ve ses kalitesi oyunu yalnızca genel manada takip etmeyi mümkün kılıyor, fazlasını değil. Oyuncuların mimiklerini görmek imkansıza yakın, seyircilerin güldüğü sahnelerde oyuncuların kendilerine ait bir mikrofonu olmadığı için neye gülündüğünü anlamak mümkün değil.

Genel anlamda ‘’Olay Rusya’da Geçiyor’’ isimli doğaçlama tiyatro oyununu beğendim. Dinamik sahne performansı, oyuncuların başarılı canlandırmaları, seyircinin faal olarak oyunun içinde yer alması gibi unsurları gayet iyi bir biçimde kullanıyor. İstanbul’a döndüğüm zaman bu oyunu tekrar izleme olanağım olsa hiç kaçırmadan izler, arkadaşlarıma da tavsiye ederim. Çünkü doğaçlama bir gösteri olması sebebiyle kendi adıma bambaşka bir tecrübe yaşayacağıma eminim.

Posted in Blog, Bursiyer Yazıları

Benzer

Don`t copy text!