Menü Kapat
Görmek

Görmek

José Saramago’nun 1995 yılında kaleme aldığı “Körlük” isimli eserini okuyup karakterlere doymadıysanız, okuyup “Of be! Burada bitmemeliydi!” dediyseniz, ya da siyaset, politika gibi alanlara ilginiz varsa, 1998 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen, “Körlük” kitabının devamı niteliğinde olan“Görmek”i  mutlaka okumalısınız.

Körlük Salgınından Sonra Beyaz Oy Salgını

“Salgın” kelimesinin artık tüylerinizi ürperttiğini biliyorum fakat az da olsa “Körlük” kitabından bahsetmem gerek. Kitap, bir adamın kırmızı ışıkta dururken birdenbire kör olmasıyla başlıyor. Evet. Maalesef  ki herkes yavaş yavaş kör olmaya başlıyor. Bir şehir düşünün, herkes her şeyi bir anda bembeyaz görmeye başlıyor. Bir kişi hariç! Bütün gücünü, içinde kocasının da bulunduğu bir grup kör arkadaşına harcayan, onlara bir nevi göz olup hayatlarını idame ettirmelerine yardım eden, grubundaki bir kadına tecavüz etmek üzere olan birini öldürüp katil olan kadın…

Gelelim “Görmek”  kitabına. Adı belirtilmeyen bir ülkenin başkentinde, bardaktan boşanırcasına bir yağmur yağıyordu. Hay aksi! Tam da belediye seçimlerinin olduğu gün. Vakit geçiyor, kimse oy kullanmaya gelmiyordu. Yağmur çok yağıyordu, belki de ondan gelmiyorlardı? Neyse. Saat taa 4’ü buldu. Mutlu haber.  Herkes sözleşmiş gibi o saatte oy kullanmaya geldi. Sonuçlar açıklandı. Fakat o da ne? %70’ten fazla seçmen, “bembeyaz” boş oy kullanmış. Seçim tekrarlanmalı. Tarih belirlendi. Yine seçim var. Herkes heyecan dolu. Evet normal ilerliyor, herkes oy kullanmaya geliyor. Seçimler yine bitti. Sonuçlar mı? Bu sefer de %80’in üzerinde “bembeyaz” boş oylar!

Günah Keçisi

Boş oy salgınından sonra, bozguncu bir grubun, uluslararası anarşist bir örgütün bu duruma neden olduğunu düşünen hükümet olağanüstü hal ilan ediyor. İnsanları takip edip, boş oy kullandığını düşündükleri insanlara işkence ediyor. Fakat yine de bulunamıyor bu olayların failleri.

Belki de boş oy kullanılmasının sebebi hükümetin kendisidir? Bunu hiç sorgulamıyor hükümet. Oralar tehlikeli sulardır çünkü. Devlet, asla hata yapmayan bir kurumdur onlara göre.

Boş oy skandalı birilerine yıkılmalı. Ama kime? Tabii ki 4 yıl önceki körlük salgınında kör olmayan kişiye. Her şeyi o düzenlemiş olamaz mı? Zaten katil de olmuş. Sadece o kör olmadıysa güçlü bir elebaşı olamaz mı? Belki beyaz bir körlük salgınını da o başlatmıştır. Bununla yetinmeyip yine beyaz, yani boş oyların verilmesini o sağlamıştır? Evet günah keçisi bulundu!

“Sizin suçunuz, hanımefendi, o adamı öldürmek değil, sizin büyük suçunuz hepimiz körken kör kalmamış olmak.” (Sayfa 254)

Tek Suç “Görmek”

 Koca bir toplumun kör olduğu dönemde görebilen insanın dramı. Tek suçu “Görmek” olan kadının, iyilikleriyle tanınan o kadının, iyilikleriyle cezalandırılması… Bütün kötülükleri var eden insanların günah keçisi arayıp, masum insanlara kendi yanlışlarını yüklemeleri… “Yahu biz de belki hata yaptık be!” diye sormayışları… Bu basiretsizlikle, kitleler üzerinde söz hakkına sahip oluşları…Tüm kötülüklerin içinde iyi kalmayı başarabilmiş bir komiserin yalnız başına çırpınışları…Hükümetin, yöneticilerin yasaları dilediğince kullanışı… Hatta ve hatta bu yasaların, bir amaca hizmet etmekten çok; yalanları, başarısızlıkları, yolsuzlukları örtbas etmede kullanılan tek silah haline geldiğini, halkın doğrularının yalnızca iktidar doğrusu olursa kabul edildiğini anlatmış Saramago. Sivri kalemi yine, kimsenin girmeye cesaret edemeyeceği yaralara değinmiş.

Körlük kitabından farklı olarak cümlelerin kompleks yapıda olduğu bir eser. Bunu, işlenen konunun derinliğine verebiliriz fakat okuyucuyu biraz yoracak düzeyde. Yazarın yalnızca nokta ve virgül kullanması da diğer güçlüklerden. Tüm bunlara rağmen, okuduğumdan bir anlam çıkaramadığım her satırda kendime: “Henüz bu satırları, kitabın bu kısmını anlayacak yeterlikte değilsin.” dediğim bir kitap oldu. Sıkıldığım, anlayamadığım noktalarda hatayı kendimde aradım anlayacağınız. Öyle güzel bir kitap. Politika, siyaset gibi konular sizi de benim gibi pek sarmasa da son 50 sayfanın nasıl akıp gittiğini anlayamayacaksınız. Yaşadığınız dönemin doğrularını, yanlışlarını sorgulamak isterseniz,  günümüz dünya politikasının iç yüzünü merak ederseniz, aklınızda ufacık da olsa bir ışık yakacak kitap Görmek. Tabii o ışık huzurlu yaşamanızı engelleyebilir. Böyle politik bir kitabın son sayfasında gözlerinizin dolacağına eminim.

Son olarak,

Saramago bu kitabında “Umut tuz gibidir, insanı doyurmaz ama ekmeğe tat verir.” demiş. Sizlerin de umutla hayatınıza tat katmanızı umarak keyifli okumalar dilerim.

Posted in Edebiyat Yazıları

Benzer

Don`t copy text!