Menü Kapat
Yürümenin Felsefesi

Yürümenin Felsefesi

Uzun yürüyüşler ve yürümek ile ilgili yaptığım araştırmalar sonucunda karşılaştım Frédéric Gros’un Yürümenin Felsefesi kitabıyla. Yalnız yürüyüşlerime eşlik eden bu kitap, yürümeye çok farklı açılardan bakmamı sağladı. Kitabın ismine bakıldığında felsefe kitabı gibi görünmesi normal fakat; okurun anlamakta zorlanacağı felsefi terimler içermiyor kitap. Bunun yanında kitap; Nietzsche, Rimbaud, Rousseau, Nerval, Thoreau,Gandi gibi isimlerin gözünden yürümeyi de anlatıyor bize. Bu önemli insanlar yürüme konusunda farkındalık kazanmış, çalışmak için yürümek gerekiyor diye düşünerek çıkmışlardır yola ve başarılarının çoğunu adım atarken, yürürken düşünmüşlerdir.

Örneğin günde sekiz saat yürüyen Nietzsche “eve döndüğümde sayfalara aktaracağım düşüncelerle doldururdum aklımı” der ve bu sözler yürümenin onun hayatındaki yerini gösterir bize. Kitapta geçen altını çizdiğim başka çok önemli ve aklıma kazınan bir sözden daha bahsetmek istiyorum. Suave turba magna… “dünyanın ayaklarının altında kıpırdandığını bilmek” yürüyüşlerime anlam kazandıran bu söz bu farkındalıkla yürümemi sağlıyor. Yürümenin gerçek anlamını öğrendiğimi sanarken daha çok şey öğreniyorum bu kitapla.

“Yaşamak için ayağa kalkmamışken, yazmak için oturmak nasıl da beyhudedir?” demiş Henry David Thoreau, bu yazıyı yürürken düşünüyorum ve yürürken yazıyorum bir nevi… Yürümek üzerine düşünmek isteyen herkese önerim olsun bu kitap,uzun yürüyüşlerinize eşlik etmesi dileğiyle…

Kendine Doğru Yürümek

Yürümek, iki ayağın birbiriyle uyum halinde yaptığı eylem. Benim içinse, genellikle bir yere yetişmek anlamına gelen sözcük…Hayatın en karanlık dönemlerinde ortaya çıkan bazı ışıklar vardır. Zor zamanlar geçirdiğimiz covid-19 döneminde benim için ışık; yürümenin gerçek anlamını öğrenmek oldu. Hayatıma anlam yükleyen bu eylemin bir telaştan ziyade, özgürlük olduğunu fark ettim.

Kocaman binaların gökyüzünü görmemi engellediğini anladığım yürüyüşlerde açık, masmavi gökyüzü bana “yavaşlamam” gerektiğini öğretti. Bir çiçeği koklamak için, bir köpeği okşamak  için, bir ağacın varlığına şükretmek için, güneşin sıcaklığını ve bulutların güzelliğini fark edebilmek için…

Öğrenmeyi istediğimiz zaman dünyadaki her şey öğretmen olur bizim için ve bana sorarsanız doğa en güzel öğretmendir. Ağaçlar, çiçekler, orman, bulutlar ve alabildiğine gökyüzü. Doğa her gün konuşur bizimle bazen bir çiçeğin kokusuyla, bazen bir kuşun cıvıltısıyla… Kulak verdiğimizde öğreneceğimiz o kadar uçsuz bucaksız şey vardır ki… Ben gökyüzünün sözünü dinledim ve yürüdüm, yürümenin gerçek anlamını fark ederek, özgürce.. Şimdi yavaşlayarak yaptığım bu yürüyüşleri tanımlayacak olsam, “kendi içine doğru yürümek” derdim. Kendini ve hayatın anlamını keşfetmek…

Doğanın Sesine Ortak Olacak Şarkılar

Bugün kendine bir iyilik yaparak başla güne, sadece yürü… Yürümenin gerçek anlamını fark ederek, yavaşlayarak, etrafındaki tüm güzelliklerin farkında olarak, yalnız başına yürü. Hem dünyaya sahip olan bir kişi nasıl yalnız hissedebilir ki kendini? Ve doğa en güzel melodileriyle ortak olsun yürüyüşüne; kuşların cıvıltısı, ağaçların,yaprakların rüzgar ile savruluşunun sesi, derelerin çağıltısı…

Ama sen yine de doğanın sesine ortak olacak şarkılar istersen diye bu liste senin için.

-Chopin-Spring Waltz

-Evgeny Grinko-Field

-Evgeny Grinko-Jane Maryam

Evgeny Grinko-Dusty Room

-Balmorhea-Remembrance

-Yann Tiersen – Comptine d’un autre été

-Daniela Andrade-La vie en rose

Posted in Edebiyat Yazıları

Benzer

Don`t copy text!