Menü Kapat
İkna

İkna

İkna, “Ah gerçek bir rahatlık için evden daha iyi bir yer bulamazsınız” demiş Jane Austen bundan 200 küsür yıl önce. Öğrenciler olarak evde olduğumuz bugünlerde bence;

Yapılacak en güzel şey “okumak”

Kitaplar farklı yerlerde olmak isteyen insanlar içindir ve başka dünyaların, farklı hayatların mümkünlüğünü gösterir bize. Mesela Kumbaravan‘ın bana gönderdiği bir önceki kitap olan, “Fahrenheit 451” romanında Montag olup kitapları yakan bir itfaiyeci iken ve onun penceresinden  bakabiliyorken, şimdi okuduğum Jane austen’in “İkna” romanında 19. Yüzyılda İngiltere’de yaşayan  orta halli İngiliz bir ailenin bir kızı, Anne gözüyle baktım.

Kitabı okurken 19. Yüzyılda hiç  görmediğim yerlerde oluşturduğu kahramanlarla birlikte gezdim, uzun yürüyüşler yaptım, eski fincanlarda içtikleri çaylara ortak oldum, onların eski mükemmel giysileri içinde yüreği atan kişi sanki onlar değil de bendim. Jane Austen uzun betimlemeleri, oluşturduğu karakterlerin iç dünyasını yansıtması açısından çok başarılı bir yazar. Yazarın kitapları konu olarak birbirine benzese de her kitabında okurda farklı bir izlenim bırakakıp, okuyucuya çok mükemmel  hisler uyandırıyor.

İkna romanı, adından tahmin edileceği gibi

bir “ikna edilmişlik” üzerine başlıyor. Ana karakterimiz Anne’in annesi hayatta değil ve  Kellynch Malikanesinde ablası ve babası ile yaşıyor. Anne 19 yaşındayken yüzbaşı Frederick Wentworth’e aşık oluyor ve evlenmeye karar veriyorlar. Fakat Anne, çevresi tarafından Fredick’in evlilik için uygun görülmemesi nedeniyle ondan ayrılmaya ikna ediliyor. Kitabın bu kısmında yazar bize o dönemlerde kadınların yaşadığı, maruz bırakıldığı toplumsal kuralları ve yaşam tarzını saydam bir şekilde yansıtıyor.

Yıllar sonra Anne’in 27 yasında iken  yüzbaşı Fredick ile tekrar karşılaşmasıyla eski duyguları yeniden canlanıyor. Aşkın, uzun yıllar sonra bile ilk günkü tazeliğiyle ve heyecanıyla kalabildiğini görüyoruz. Kitap hakkında bu kadar şey söylemek yeterli bence; geri kalan kısmı için sizi Jane Austen okumaya onunla birlikte o eski dönemlere dönmeye, kahramanların arasına karışmaya ve 19. Yüzyıl İngiltere’sinde uzun yürüyüşler sonrası güzel bir çay içmeye davet ediyorum.

Kitap çok çok güzel

ayrıca 2007 yılında uyarlanan bir filmi de var. Dönem filmi sevenlerin beğeneceğine eminim. Son olarak yüzbaşı Fredick’in Anne’e yazdığı mektuptan ufak bir kesit bırakarak sağlık ve kitapla kalmanızı diliyorum..

Ruhumu delik deşik ediyorsunuz. Bir yarım ıstırap, diğer yarım umut içinde. Lütfen çok geç kaldığımı, o eşsiz duyguların artık sonsuza kadar kaybolduğunu söylemeyin. Şimdi sekiz buçuk yıl önce kırdığınızdan bile daha fazla sizin olan kalbimle önünüzdeyim. Erkeğin kadından daha çabuk unuttuğunu, aşkının daha erken solduğunu söylemeye bile kalkmayın. Ben sizden başka kimseyi sevmedim.

Posted in Bursiyer Yazıları, Edebiyat Yazıları

Benzer

Don`t copy text!