Menü Kapat
Küçük Amerika

Küçük Amerika

Kadıköy’de İstanbulimpro sahnesinde izlediğim iki perdelik doğaçlama tiyatro olan Küçük Amerika oyunundan bahsetmek istiyorum.

Oyun doğaçlama olduğundan başlangıçta oyuncular 1940-1950 Amerika’sı ve Tennessee Williams’a dair neler bildiğimizi ve ne izlemek istediğimiz soruldu, üstelik oyunun adını dahi seyirci belirledi: Dört Yılda Bir (Oyun 29 şubata denk geliyordu :))

Oyunun Adını Seyirci Belirledi: Dört Yılda Bir

1950’lerin Amerika’sına veya oyuna konu esinlenilen yazara dair bilgim olmasa da, oyun adeta bir eve konuk olmuşuz ve oradaki muhabbetlere tanıklık ediyormuşuz hissi verdi. Karakterlerin isimleri yabancı olduğundan ben gerçek isimlerini kullanabileceğim. Oyun, Jülide Güven’in doğum günü münasebetiyle evinde kutlamayla başlıyor. Eşi kendisine hediyeler alıyor ve yanlarında Jülide Güven’in ablası da kendileriyle kalıyor ve esrarengiz bir tarafı var. Çiftimizin arkadaşları Zeynep Tarhan ve Cengiz Eşiyok da oyun boyunca kendilerine eşlik ediyor. İnsanlar arası ilişkiler, duygusal ilişkiler ve cinsel yönelim/tercihler üzerinde duruluyor oyunun sonunda. Oyunu izlerken çok sıkıldım sona doğru biraz güzeldi. Başta dediğim gibi, bir eve uzaktan bir gözle tanık oluyormuşuz hissi verdi. Beni en çok etkileyen oyuncu ilk çiftimizden Jülide Güven’in ablası rolündeki Evren Duyal oldu.

Sanatın Olduğu Yerde Sorgulama Her Zaman Olmalı

Oyun boyu herkesin kendisinden şikayet ettiği, cimri, sadece yiyip içen kimseye bir faydası olmayan bir kişi diye şikayet edilse de en realist kişi oydu ve bu ona hayranlığımı arttırdı. Aslında çoğu zaman içimizdeki ses gibiydi. Evren hanımın diğer çiftimizin eşiyle yakınlaşması başta kötü gibi görünse de çünkü ortada bir aldatma var ve bunu bırakın oyunda aldatan koca Cengiz beyin, eşinin gelenekçi bir yapıda olduğu için bunu kabullenemeyeceğini söylemesini; modern-yenilikçi bir kişi dahi kabullenemez ve daha önceki oyun yazılarımda belirttiğim gibi sadakat hukuk düzeninde korunduğu gibi evrensel ahlak normlarındandır. Cengiz Eşiyok’un canlandırdığı karakter burada bu ahlaki değerleri de sorguluyordu doğal olarak ve bu sorgulama da beni mutlu etti çünkü sanatın olduğu yerde eleştiri sorgulama her zaman olmalı.

Oyuna Can Veren Evren Duyal

Bu bağlamda oyuna can veren karakterin evin ablası rolündeki Evren Duyal olduğunu düşünüyorum, aslında evli bir adamla yakınlaşırken adamın ve aynı zamanda bizim de ilişkileri sorgulamamızı sağladı. Cinsel tercihlerimiz dürtü müdür yoksa hastalık mıdır bu işlendi, evlilik, tek eşlilik seçimlerimiz, ahlaki değerler ve bunların genel geçerliliği tartışılmış oldu.

Kostümler çağı yansıtıyordu (çiçekli-benekli elbiseler, takım elbiseler vs) ve dekor sahneye göre güzeldi. Aynı evin birkaç odası içinde geçişler ve oyunun başındaki müzik güzeldi.

İzleyecek olanlara iyi seyirler dilerim, bana bu imkanı tanıyan değerli Kumbaravan’a ve İstanbulimpro‘ya teşekkürler. 🙂

Posted in Bursiyer Yazıları, Tiyatro Yazıları

Benzer

Don`t copy text!