Menü Kapat
İmgelem

1905 Paris doğumlu olan, 21. Yüzyılın önemli düşünürlerinden Jean Paul Sartre, ‘İmgelem’ ismini verdiği bu eserinde fenomenoloji üzerine derin incelemeler yapıyor.

Descartes ve Bergson’un Görüşlerine Dair Eleştirilerini Sunuyor

Kitapta sık sık belirttiği üzere, anlaşılması oldukça zor olan ‘imge’leri ve ‘şey’lerin bulunma durumlarını olabileceği en makul şekilde okuyucuya aktarmaya çalışıyor.

Kitabın ilk sayfalarından itibaren vermeye başladığı örneklerin oldukça gündelik yaşantıdan ögeler olduğunu görüyoruz. Yeri geliyor bir yapraktan, yeri geliyor bir kağıttan hatta psikoloji biliminin sorduğu sorulardan örnekler veriyor.  Örneklerin bu denli gündelik yaşantı içerisinden veriliyor olması şahsen, anlatımı ve okuyucunun kavrayışını kolaylaştırmak için planlanmış bir teknik olduğunu düşündürttü bana. Zira cidden satırları okurken bahsedilen ögeyi zihninizde tasavvur edebiliyorsunuz. Bu da yazarın bahsettiği durumu anlamamızı -bence- daha da kolaylaştırıyor.

Lakin her ne kadar kitabın içerisindeki çoğu örnek gündelik hayatın içerisinde yer alan ögelerden oluşuyor olsa da yer yer bahsedilen felsefi terimler alan dışındaki (felsefi alandan uzak olan okuyucular bakımından) okuyucuların konuyu anlamasını zorlaştırabilir.

Şahsi Görüşüm; Felsefi Birikim Işığında Kitabın Okunması

Aksi halde okuyucunun belli başlı olaylara vakıf olmadan okuyacağı bir okuma muhtemelen pek verimli bir okuma olmayacaktır, anlatılanlar oldukça karmaşık ve anlaşılmaz gelecektir.

Metnin içeriğine şöyle bir göz atacak olursak; kendi düşüncelerini sıraladıktan sonra Bergson ve Descartes’ in görüşlerini açıklayan yazar, yaptığı açıklamalardan sonra Bergson ve Descartes’e yönelttiği eleştirileri, hangi noktada, hangi argümanları dayanak gösterdiğini açıklayarak bildiriyor.

Yani kısaca; kendi görüşlerini açıkladıktan sonra görüşlerine en büyük eleştirileri yöneltebilecek iki güçlü isim olan Bergson ve Descartes’in görüşlerini de açıklayarak, ‘yanlışlanabilir’ olarak gördüğü noktaları gözler önüne seriyor. Bu noktalar üzerinden cevaplar üreterek kendi argümanlarının geçerliliğini artırmaya çalışıyor.

İmgelerin Anlaşılması Kadar Anlatılmasının Da Zor

İmgelerin anlaşılması kadar anlatılmasının da oldukça zor olduğuna değinen Sartre, imgelerin birer düşünce olduğunu fakat düşüncenin daha alt mertebeden bir yanı gibi karmaşık bir düşünce olduğunu söyler. Sartre’ a göre imgeler bünyesindeki özlerin gelişmesi sayesinde birinden diğerine geçebilir, bu nedenle de imge ile anlık kesin şekilde aynı değillerdir. Sartre’ in bu gibi pek çok görüşünün bulunduğu kitabı tam anlamıyla özetlemek çok mümkün olmasa da ufak felsefi bir birikim ışığında gerçekleştirilecek  verimli bir okuma, eminim ki okuyucuya konu hakkında pek çok şey katacaktır.

Şimdiden iyi okumalar dilerim…

Posted in Bursiyer Yazıları, Edebiyat Yazıları

Benzer Yazılar