Menü Kapat
Dejavu

Dejavu

Küçükken severek izlediğim Hayat Bilgisi dizisinde “Ortega” karakterini canlandıran Paşhan Yılmazel’in yönetmenliğini üstlendiği ve Sam Bobrick’in “Son Cinayet” adlı eserinden uyarlanan iki perdelik bir komedi oyunu “Dejavu”. Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde bol kahkahayla eşlik ettiğim bu oyun “Güven” kavramı üzerinde dururken güncel olay ve durumlara da atıf yaptı.

Salona girdiğimde beni karşılayan sahne dekoru üç farklı ortam sundu

solda bir sokaktaki bank, ortada gayet rahat bir koltuk ve güzel bir sehpaya sahip olan ev, sağda ise küçük bir dedektiflik bürosu masası ve ikinci perdede ortaya eklenen demir parmaklıklar ile hapis ortamı. İşte bir hayatı ilginç kılacak neredeyse tüm ortamlar ve bu ortamlarda, yeminli mali müşavir olan Metin ve eşi Ajda, bu ikilinin komşuları Sezen ve Levent (oyunda canlandırılmayan ama sıkça bahsedilen karakter) çifti ve kaba bir dedektif Osman Yılmaz’ın içinde bulunduğu ilginç bir hayat hikayesi kesiti…

Ajda’nın indirimden aldığı tabanca ile başlayan ve polisiye dizilerdeki gibi izlerken çözmeye çalıştığım birçok işbirliği, olayları garip bir yere götürürken şüphe duyup bir yandan haksız yere hapis yatan zavallı Metin için üzülüyor fakat çokça gülüyordum.

Oyuna isminden dolayı sıkça aynı olayları izleyeceğim beklentisiyle

biraz da “Sıkılır mıyım acaba?” düşüncesiyle gittim ayrıca beni güldürmeyi ve düşündürtmeyi başarabilecek bir oyun olmasını umuyordum. Şunu belirtmeliyim ki bu oyunda son sahne hariç hiçbir zaman daha önce izlediğiniz bir mizanseni izlemedim! Bu nedenle hiç sıkılmadan kendimi olayların akışına bırakıp merak duygusu eşliğinde yaşananların altında kimin parmağının olduğunu çözmeye çalıştım. Kendimi kaptırıp bolca gülüyor arada güncel konulara veya halihazırda hayatımızda olan şeylere atıf yapıldığında bir an düşünüp, tiyatro oyununda olduğunuzu anımsıyordum. Bu durum da yüzümde bir tebessüm oluşmasını sağlamışken, tebessümüm solmadan oyuna dönüp kahkaha atmaya devam ediyordum.

Sahnede üç farklı dekor olunca kısa geçişler ile soluklandım

ve sabırsızlıkla sıradaki olayları izlemek için bekledim. Sahnede kullanılan bazı ufak eşyaları kaldıran veya dekordaki sandalye gibi eşyaların yerini değiştiren görevli ekibi sahneye her girdiğinde onları oyuncu sanarak heyecanlandım. Oyunun devamını merakla beklerken böyle duraksamalar nedeniyle oyunun akıcılığının düştüğünü düşünüyorum. Sadece ufak bir poşet ve oyun esnasında içinden çıkarılan küçük şeyleri toplamak için birilerinin sahneye girip çıkması yerine ortam kararmışken sahneden ayrılan oyuncuların kısa bir sürede onları alması daha güzel olabilirdi diye düşünüyorum. Elbette taşınması gereken bir dekor ve kıyafet değişikliği söz konusu olduğunda ayrı bir ekibin dekorla ilgilenmesi çok güzel fakat bir karton poşet ve içine konulacak iki ufak karton bardağı oyuncular yanlarına alabilirdi. Görevliler sahneye her girdiğinde oyun hemen devam ediyor diye sevinirken, tüm sevincim yerini garip bir kandırılmışlık duygusuna bıraktı.

Dört kişilik bir kadro ile yer yer çok hareketli, bazen düşündüren ve çokça güldüren

bu oyunu izlediğim için mutluyum ve farklı bir oyun izleyip gülmek isteyen herkese tavsiye ederim. Sahne aralarında çalan yüksek sesli ve hareketli müzik heyecanınıza ortak olacak, oyuncuların samimi tiplemeleri size anı yaşatacak ve sizleri bolca güldürecektir.

Fakat dikkat! Oyunun sonunda art arda silah sesi duyacaksınız, kendinizi kollamayı unutmayın! 🙂
Posted in 1001 Sanat, Bursiyer Yazıları, Tiyatro Yazıları

Benzer

Don`t copy text!