Menü Kapat
Anlatış

Anlatış

Öncelikle bu kitabı seçme nedenimden bahsetmek istiyorum. Le Guin bir çok yazarı etkilemiş ve bir çok ödül almış anarşizm, sosyalizm, feminizm ve Taoculuk gibi bir çok görüşten izler taşıyan bir yazar. Yeni nesil bilim kurgu ve post modern anarşizm denince akla gelen isimlerden biri Le Guin.

Ayrıca  toplumsal ve ahlaki konulara, özellikle de devletin varlığını ve gerekliliğinin tartışılmasına bir kadın yazarın da dilinden bakmak istiyordum.

Tüm bu sebeplerle

Ursulayı ve önemli sosyolojik ve felsefi konulara değindiği Hainler Evreni/ Ekumen Döngüsü ne giriş yapmayı çok istiyordum. Okuyan bir çok arkadaşımdan ve bir çok platformdan da tavsiyeler görmüştüm zaten. Ben de bu evrene girmeye karar verdim.

Ekumen Döngüsü çok fazla ve farklı kitapları içeren bir evren.

Kronolojik bir sıralama ile öykülenmediği için daha da doğrusu kitaplar birbirinin devamı niteliği taşımayacak şekilde yazıldığı için ilk kitabından girmek istemedim bu evrene. Zaten Le Guin de kitapların bu özelliğinden dolayı bir döngü olarak görmediğini söylemiş. Yazar eserleri oluştururken daha rahat olabilmesini sağladığı ve eklemek istediği yazmak istediği yeni şeylerin eski kitaplarının devamını ifade etme engeline takılmaması için böyle bir şekilde kurmak istemiş evreni. İyi de yapmış. Aksi taktirde başından sonuna kadar tüm evreni okumadan rahat edemeyeceğim için bir türlü rahat etmeyecek ve böyle uzun bir seriye girmekten kaçınacaktım.

Yazarın bu tercihi sayesinde, hangi kitabında hangi konulara değinmiş ise ilgi duyduğunuz kitabı seçip okumaya başlayabilirsiniz. Ancak tabii ki öylece bir kitabını okuyup hemen her şeyi anlamanız mümkün değil bu yüzden evren ile ilgili temel bazı temel şeyleri bilmeniz gerekiyor ki ben de bu yazıda değineceğim biraz.

Gel gelelim bu evrene neden Anlatış kitabı ile girmek istediğime.

Aslında bir bilim kurgu evrenine ait bir kitap serisine, serinin son kitabını okuyarak başlamak biraz abes gelebilir. Lakin önceki paragrafta da bahsettiğim gibi Le Guin bu şekilde dahi okumaya olanak vermiş, sağ olsun. Anlatış kitabı Aka isimli bir gezegene, Ekumen gözlemcisi olarak gönderilen ana karakterimiz (Sutty) ve bu karakterin bu gezegendeki yolculuğundan bahsediyor. Evren ile ilgili jargona bu paragrafta girmeyeceğim o yüzden konudan daha çok konudan ziyade, sembolize ettiği fikirlere (benim anladığım kadarıyla) değinmek istiyorum.

Öncelikle gezegenimiz Aka, dünyadan başka bir yıldız sisteminde dünyadaki (Terra)  insanlarla çiftleşip neslini devam ettirecek düzeyde genetik benzerlik taşıyan ve ayrıca farklılıklar olsa da genel anlamda benzer topografik, coğrafik ve ekololik özellikler gösteren bir gezegen.

Kısaca dünyaya benzer alternatif bir gerçeklik (tarih) ile şekillenmiş bir gezegen diyebilirim.

Yazarımız da bu gezegene şeklini verirken sosyolojik bir kavrama ışık tutmak istemiş (bence 😊) . Gezegende 2 yaygın ırk var. Dovzalılar ve Rangmalılar. Dovzalar hakimiyeti elinde bulunduran ilerleme ve bilime önem veren gerçek anlamda radikal solcu (inkılapçı) bir millet. O kadar inkılapçılar ki geleneğe ve gelenekleşmeye karşı gerçek anlamda bir savaş içerisindedirler. Tüm yazılı kaynakları, kültürü, dinleri, müziği, edebiyatı, sanatı hatta dilleri yasaklamışlardır. Sürekli olarak bilim ve ilerleme temalı propagandalar ile doludur her yer. Şirket devlet dedikleri bir otoriter tek devlet vardır hakimiyet ve güç bu devletin elindedir. Rangmalılar ise radikal olamasalar da daha muhafazakar (gelenekçi) insanlardır. Geçmişten bir kültür parçası bulundurmak isterler. Eski bir şiir veya bir öykü hatta belki bir şaka hatta ve hatta kelimecikten ibaret bile olsa bir parçayı bulundurmak isterler. Rangmalılara radikal diyemiyorum çünkü Dovzalıların egemenliği altında asimile olmuşlar ve bu gelenekçilik içlerinde bir eğilim olarak kalmaktan ibaret veyahut üstü kapalı gizlice illegal olarak yürütülen bilgi-gelenek aktarımından ibarettir.

Zaten yazılı kaynak bulmak neredeyse imkansızdır bu yüzden gelenek denebilecek bu parçacıklar (hikaye-şarkı-şiir vs) dilden dile aktarılarak korunur. Dovzalılar büyük kentlerde teknoloji ile yaşarlarken Rangmalılar kısmen kırsalda daha seyrek topluluklar olarak yaşarlar. İşte gözlemci olarak bulunan ana karakterimiz bu kültürü-geleneği daha iyi gözlemlemek için Okza-Okza kentine gider. Kitap bu şehirde olanların üzerinde daha çok duruyor. Konusu üzerinde yeterince durdum.

Anlatılmak istenene de ufak değinip bitireceğim yazımı.

Kitapta değinilmek istenen tam anlamıyla kitap da geçen tek cümlede yer alıyor: “İster din ile geleneksel bir devlet, ister bilimle bir şirket devleti olsun, devlet bir baskı aracıdır”.   Ursula Le Guin zaten post modern anarşizm denilince bahsedilmesi gereken bir isim. Bu kitapta da devletin gelenekçi ya da ilerici olması fark etmeksizin devlet bir baskı aracıdır cümlesini söylemeden (gerçi söylemiş de) iletmiş. Gelenekçiliğin nasıl bir baskı ve gelişimin bilimin önünde nasıl bir engel olduğunu zaten gerçek hayatta bizzat dünya tarihinde görebilirsiniz. Bir de tersi durumdaki bir baskının nasıl olabileceğini ve devletin nasıl her zaman bir sorun unsuru olabileceğini görmek isterseniz bu kitabı okumalısınız.

Tabii ki bu görüşleri benimsediğimi bahsetmiyorum benim kişisel görüşüm sorunların ve totalitarizmin insan doğasında yer aldığı ve sadece devlet ile ilişkilendirmeden insanlık var olduğu sürece devam edeceği yönünde. Hangi görüşte olursanız olun bu kitap bakış açısı katması ve o güzel üslubu ile alıp götürmesi nedeniyle objektif bir göz ile okumaya değer bir kitap. Yazarın diğer kitaplarını da okumaya karar verdim bu eserden sonra.

Genel anlamda bahsedeceklerim bunlar. Kitap hakkında bahsedilebilecek bir sürü şey var bahset bahset bitmeyecek şeyler. Bu yüzden daha fazla vaktinizi almayarak kısa keseceğim. Kitapta bahsedemediğim şeyleri bizzat kitaptan okuyarak, yazarın kaleminden dinlemenizi ve kendinizi bu 282 sayfalık yolculuğa çıkarmanızı tavsiye ederim. Kütüphaneme güzel bir eser katmış oldum ben de. Bu fırsat için Kumbaravan ve İthaki Yayınlarına teşekkür ederim.

Posted in Bursiyer Yazıları, Edebiyat Yazıları

Benzer

Don`t copy text!