Menü Kapat
1984

Aslında bu politik bir kabusun romanlaştırılmış hali gibiydi. Bu kabusun gerçek olma ihtimali mi? Maalesef ki var. Hatta belki de şu an başka bir versiyonunun içine adımımızı atmak üzereyiz.

Winstonun baş kahraman olduğu 1984

baskının zulmün tutsaklığın olduğu bir ütopyaya başkaldırı kitabıdır. Romanın dünyası üç ayrı rejimle yönetilmektedir: Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya. Kitap Okyanusya da geçmektedir.
Kitapta karakterler tele ekran denilen sistemle sürekli izlenmekte ve Büyük Biraderi başkanlığını yaptığı parti denilen yapılanmaya aykırı bir fikre kapıldıkları anda geçmişleri düşünceleri işkenceyle sonsuza dek yok ediliyor.
Bir yeraltı örgütü olan kardeşlik ve lideri Goldstein, parti ve Büyük Biraderin düşmanıdır.

*”Savaş barıştır, özgürlük köleliktir, cahillik güçtür.”*

Her şeyin yasak olduğu bu düzende Winston’un sistemi sorgulaması ve bunu yaparken yaşadıkları kitapta anlatılmaktadır.

Winston Smith 39 yaşında gerçek bakanlığında çalışan bir dış parti üyesidir. İçinde Büyük Biradere karşı büyük bir nefret beslemektedir. Ama aynı zamanda bunu düşünce polislerine belli etmemesi gerekir. Serbest ticaretin yasak olduğu bu düzende Winston’un bir anı defteri almasıyla olaylar başlar. Evinde tele ekranın görmediği bir köşede güncesini yazar. Ama aynı zamanda bu günceyi ne için ya da kimin için yazdığına bir türlü cevap gerekiyordur. İş yerinde gördüğü O’Brien’a karşı anlamsız bir güven duymakta ve günceyi bı yandan ona vermek istiyordur.
Parti sürekli geçmişi değiştiriyor ve Winston bunun farkındadır ama insanlar bunu fark etmiyordu. Winston’un çalıştığı yerde kimse kimsenin ne iş yaptığını bilmiyordu. Winston’un görevi ise Times gazetesindeki haberleri degiştirmekti. Her şey şimdiye ve Büyük Biradere göre değiştirilmektedir. Geçmiş asla şimdiyle çelişmezdi, parti buna izin vermezdi.

*”Geçmişi kontrol altına alan, geleceği kontrol altına alır;bugünü kontrol altına alan geçmişi de kontrol altına alır.”.*

Winston’un eline bir gün Parti’nin yalanlarını ortaya çıkaracak bir delil geçer fakat Winston buna cesaret edemez ve bu delilleri yok eder. Her ne kadar yasak olsa da Winston bir gün yine defter aldığı sokaklarda dolaşmaya başlar ve o eski dükkana girer. Dükkanın üst katındaki odayı gezer burası onun için bir hayal gibidir çünkü tele ekran yoktur.

Winston, her seferinde ajan sandığı iş arkadaşı Julia’dan bir gün bir not alır. Kağıtta seni seviyorum yazıyordur ve Winston’un kafası allak bullak olur. Sonunda Julia ile konuşacak bir fırsat bulur ve buluşma kararı alırlar. Julia ile konuşunca onun da partiden nefret ettiğini anlar. Ellerine geçen her fırsatta buluşan çift artık nerede buluşacaklarını bilemezler ve eski dükkandaki üst odada buluşma kararı alırlar.

Winston kardeşlik örgütüne katılmak ve partiyle savaşmak için can atarken

O’Brien’la konuşma fırsatı yakalar ve konuşma sırasında O’Brien’ın ona mesaj verdiğini düşünür. Julia ile O’Brien’ın evine giderler ve partiye olan nefretleri den bahsederler O’Brien onlara yardım edeceğini söyler. Julia ve Winston kiraladıkları odada biz ölmüşüz dediklerinde sesin tekrarlandığını fark ederler. Odada ki tablonun arkasında bir tele ekran vardır. Birden siyah üniformalı bir sürü adam odaya girer ve onları alıp götürür.

Winston çeşitli işkencelere maruz kalır ve Parti’nin düşünceleri beynine işlenir iyice ve her şeyi kabul ettikten sonra Winston bağışlanır. Yeni bir işe başlar ruhu Parti’nin istediği hale bürünür. Winston kendine karşı olan zaferi kazanmıştı o nefret ettiği büyük biraderi artık çok seviyordu.

Posted in Bursiyer Yazıları, Edebiyat Yazıları

Benzer

Don`t copy text!