Menü Kapat
Dönme Dolap

Dönme Dolap

Merhaba! Yılın ilk, dönemin dördüncü oyunu olan Dönme Dolap yazımla sizlerleyim. Bu oyuna giderken iki ablamla gittiğimiz ikinci oyun olması sebebiyle epey heyecanlıydım. Dönme Dolap isimli oyunu 29 Ocakta Kadıköy Duru Sahnesinde izlemi fırsatı bulduk.

Oyun, Fransız senarist Eric Assous’un öyküsünden Türkçeye çevrilmiş.

Oyuncular Sinan Albayrak ve Sedef Şahin.

Oyunun konusuna gelelim. Pierre (Sinan Albayrak) ‘in eşi ve oğlu bir haftalık tatile çıkarlar Pierre işi dolayısıyla gidemez bu bir haftayı bekar hayatı olarak geçirecektir. Bir gün gittiği barda Juliette (Sedef Şahin) ile tanışır ve kaynaşırlar Pierre’in teklifi üzerine onun evine içmeye giderler. İkili epey sohbet ederler ve Juliette, Pierre’ye kendisi hakkından neden hiç soru sormadığını sorar. Pierre o an itibariyle sorgular ve kadın kendini o kadar farklı mesleklerle tanıtır ki her seferinde bir öncekinin şaka olduğunu söyler, Pierre artık neye inanacağını şaşırır ancak oyunun sonu tamamen dramdır hiç beklemediğimiz bir yere bağlanır.

Kadın-erkek ilişkilerinden, sadakate, sorumluluk duygusuna birçok konuşma geçer ve bence Juliette’nin dediği gibi,

‘erkekler her şeyi yaparlar, ortadan kaybolurlar.’

Oyunla ilgili genel görüşüm; Sahne dekoru sabitti ve oyuncular gayet başarılıydı. Giyimlerinden aksesuarlara değin her şey gayet güzeldi ayrıca şu ana kadar gittiğim en büyük sahneye sahip sahneydi 🙂 Öncekiler mini minicikmiş ki duyduğuma göre devlet sahneleri de kocamanmış 🙂 Neyse… Asıl konumuza gelelim, ben bunu yazmaya çekiniyorum artık çünkü yazılarımı okuyan birinin, ‘eeh sana da oyun beğendiremiyoruz.’ demesinden korkuyorum 🙂

Ben, birincisi serim-düğüm-çözüm bölümü şeklinde baktığımızda oyunun giriş kısmını biraz sıkıcı buldum bir süreden sonra, ee artık asıl konuya gelin dedirtiyor çünkü hani güldük ettik tamam da hadi ama dedirtti bana bir süreden sonra. Sonuç ise epey bir şaşırttı, hiç beklemiyordum. Çünkü izlerken ben Juliette’nin en fazla dedektif falan olabileceğini düşünmüştüm.

İkinci ise ben bu oyunların konusunu beğenmiyorum yani işlenişini, senaryoyu… Tiyatro dediğimizde bana edebi bir eserin oyunlaşmak için yeniden yazılıp gösterimi geliyor. Bu oyunda da popülarite kaygısı sezdim, edebi eser olmaktan çok uzaktı. Günümüz tv dizilerinden/filmlerinden biriydi gibi ama bunu direkt diyemememin sebebi, oyunun sonunun çok şaşırtıcı olması ve oyunculukların iyi olması.

Bana bu oyunu izleme fırsatı tanıyan Kumbaravan’a ve 1001 Sanat’a teşekkür ederim. Herkese iyi seyirler 🙂

Ana sayfaya gitmek için tıklayınız

Posted in Bursiyer Yazıları, Edebiyat Yazıları

Benzer

Don`t copy text!