Menü Kapat
Güneşi Uyandıralım

Güneşi Uyandıralım

Yeni yılın ilk kitap bursum olan Güneşi Uyandıralım’ı sizlere anlatmak istiyorum. 😊

Zeze, kitabın başında on bir yaşında ve zengin bir ailenin yanına iyi bir öğretim görmesi için verilmiş. Babası doktor annesi de çok otoriter bir ev hanımı. Birde cadıdan farksız bir kız kardeşi var . Dinlerine ölesiye düşkün aile, iyi yetişmesi için ve iyi bir çocuk olabilmesi için çok katı kurallara tabi tutuyorlar narin Zeze’yi. Öyle ki her gün piyona çalışmak zorunda olduğundan Zeze sevdiği her şeyden mahrum kalıyor. Küçüklüğünden beri kanı kaynayan Zeze arkadaşlarıyla oyun oynayamıyor ağaçlara çıkıp istediği gibi eğlenemiyor. Piyano, kilise ve okuldan başka hayatında başka hiç bir şey yok.

 “…Şeytan diye bir şey yok. Hiç olmadı. Birileri bu hikayeleri başkalarını korkutmak için uydurmuş.“ (sf.38)

Bu durumdan dolayı çok üzgün olan Zeze günlerden bir gün odasında hayatta en çok korktuğu şeylerden biri olan bir kurbağa ile karşı karşıya kalıyor ama bu kurbağa konuşuyor ve Zeze’nin yüreğine girip hiç bir şeyden korkmamasına yardımcı olmak istediğini söylüyor. Aynı zamanda neredeyse unutmak üzere olduğu isimle Zeze olarak sesleniyor kurbağa ona. Kurbağanın kalbine girmesine izin verdikten sonra her şey değişiyor Zeze pek çok kalp acıtan şey yaşamasına rağmen Kurbağa sayesinde bunları atlatabiliyor. Film yıldızlarından baba olarak seçtiği Maurice ‘de Zeze’nin sevgi kaynağı. Daha bir çok altın kalpli karakter var Güneşi Uyandıralım’da. Kalbi her daim sevgiye aç olan Zeze aşık oluyor birde ama ne aşk. Artık delikanlı olan Zeze bir çok yaramazlık yapamaya devam ediyor eğleniyor, ağlıyor, kaybediyor, hatta ölmeyi bile düşünüyor ama sevgiden asla vazgeçmiyor.

Adam’ ın sesi içimde usulca dedi ki :

” Güneşe bak Zezé, güneşi uyandıralım.” (sf. 92)

Zeze benim için çok özel bir kitap karakteri oldu. Dünyadaki mutsuz, sevgi bekleyen, kalbi temiz çocukları temsil ediyor. Kitabın dair en sevdiğim özelliği bir çocuğun ağzından bu kadar güzel yazılması. Bence bu konuda çok başarılı. Yazarın kendi hayatını yazdığından daha da emin oldum. Biyografisindeki yazan çoğu şeyi kitapta bulmak mümkün. Vasconcelos, yaşadığı bir şeyi hissederek yazmanın farkını ortaya koyuyor.

“Başka bir hayatta düğme olarak doğmak istiyorum. Ne dümesi olursa. Külot düğmesi bile. İnsan olmaktan ve bir zavallı gibi acı çekmekten iyidir.” (sf. 157)

Beni derinden etkileyen bir kitaptı. Okurken hem düşündüm hem de ders çıkardım. Zeze’yle tanıştığım için şanslıyım. Onun kalbi her acıdığında bende bir acı hissettim sanki. Özellikle içinizdeki çocuğu hala öldürmemişseniz bu kitap tam size göre. Mutlaka okumalısınız.

Güneşi uyandırmanız dileğiyle…

Teşekkürler 😊

Posted in Bursiyer Yazıları, Edebiyat Yazıları

Benzer

Don`t copy text!