Menü Kapat
gerçek04

Gerçek

23 Aralık’ta Zorlu PSM’de “Gerçek” oyununu izleme fırsatı buldum. Uzun zaman sonra hakikaten severek, dikkatim dağılmadan izlediğim, esprilerin bir çoğunu başarılı bulduğum bir oyun oldu. Özellikle muhteşem “Damdaki Kemancı” müzikali ile aklımda kalan Talimhane Tiyatrosu , Zorlu PSM ile işbirliği yaparak “Gerçek” oyununda da inanılmaz başarılı bir işe imza atmış.

Tebriklerimi ileterek başlayayım yazıma.

Oyunun baş karakteri Michel’i çok sevdiğim Levent Üzümcü oynuyor. Michel’in sevgilisi Alice karakterini ise Elif Özge Özder canlandırıyor. Ufak bir ayrıntı, Alice aynı zamanda Michel’in en yakın arkadaşı olan Paul ile evli. Paul ise Ölümlü Dünya, Ahlat Ağacı filmleriyle aklımda yer eden, çok sevdiğim Kubilay Tunçer.

Ufak bir ayrıntı, oyunda Paul’un da bir sevgilisi var: Laurence. Kendisi aynı zamanda Michel’in eşi. Laurence karakterini de televizyonda görmekten çok hoşlandığım, oyunculuğuna çok güvendiğim bir isim, Neslihan Yeldan canlandırıyor.

Oyunun kadrosunu gördüğünüzde iyi bir oyun izleyeceğinizi anlıyorsunuz.

Oyunun içeriğine geçmeden önce her zaman yaşamın, kadının, işçinin, öğrencinin, sanatın, güzelliğin, haklının yanında duran; sömürüye, baskıya asla boyun eğmeyen, mücadele  etmeyi birlikte öğrendiğim Levent Üzümcü’ye sevgilerimi ve saygılarımı göndermeyi borç bilirim.

Kendisini sahnede çok kez izledim ama birebir görüşme şansını ilk kez 2015 yılının 10 Ekim’inde yakalamıştım. Liseli ve üniversiteli öğrenciler olarak çıkardığımız dergi için Levent Üzümcü ile röportaj yapmak istemiştik, o da bu isteğimizi kabul etmiş, bizleri oyununun öncesinde ağırlayabileceğini söylemişti. Sonrasında röportaj ile aynı gün Ankara’da büyük bir Barış Mitingi olacağı çağrısı gelmişti bize. Kimi arkadaşlarımız Ankara’daki Barış Mitingi’ne gitmiş ben ise röportajda görevli olduğum için çok istediğim halde mitinge katılamamıştım. Röportaj sabahı 10 Ekim, Ankara Gar Katliamı haberiyle her birimiz dağılmış haldeydik. Sonrasında Levent Üzümcü’nün yanına, röportaja gittiğimde onu da aynı şekilde buldum. Daha önce hiç konuşmadığım, yalnızca sahnede gördüğüm bir insanın, Levent Üzümcü’nün gözlerinde aynı acıyı, aynı samimiyetle görmek, hissetmek benim Levent Üzümcü’ye karşı  apayrı bir dostlukla yaklaşmamı sağladı, onun da bana yaklaşımı aynı şekildeydi. Barış isteyen insanların öldürüldüğü bir ülkede yine de umutlu kalabilmenin tek yolu birbirimize kenetlenmekti. Biz de öyle yaptık.

Bu kısa anımdan sonra tekrar oyuna döneyim.

Oyun gerçekten inanılmaz keyifli. Michel’in Alice ile yaklaşık 6 aydır süren ilişkisini anlatarak başlıyor. İki taraf da evli olduğu için ayrıca Michel, Alice’in eşi Paul’un en yakın arkadaşı olduğu için gün içinde kısa buluşmalar, kaçamaklar ile devam etmek zorunda olan ilişki hem sorunlar yaratıyor, hem de sorunları çözerken söylenen yalanlar, yaşanılan komik olaylar ile izleyiciyi güldürmeyi başarıyor.

Michel ne en yakın arkadaşı Paul’dan, ne sevgilisi Alice’ten, ne de eşi Laurence’ten vazgeçmek istemeyen bir adam. Senaryo öyle güzel ki kimin yanına gitse onu gerçekten sevdiğini düşünüyorsunuz. Fakat elbette herkesi hayatında tutmaya çalışmak, herkese yalan söylemesine sebep oluyor.

Birliktelikleri yüzünden sürekli yalanlar söylemek zorunda kalan bir diğer kişi ise Alice. Sevgilisine gidebilmek için kocasını bir şekilde atlatmak zorunda. Üstüne bir de sevgilisi, kocasının en yakın arkadaşı… Bu durumdan gün geçtikçe daha fazla rahatsız olan Alice, Michel’e her şeyi anlatalım diye ısrar etse de Michel buna yanaşmıyor. Fakat Alice çok da dayanamıyor.

Oyunu, en başında uzunca bir süre Michel’i ve Alice’i, söyledikleri yalanlar ve birliktelikleri yüzünden suçlayarak izledikten sonra olaylar birden tersine dönüyor. Oyunun sonunda ise en masum kişinin (tabii bu kötünün iyisi gibi bir masumluk) Michel olduğunu düşünüyorsunuz.

Oyunun sonlarına doğru Paul ile Laurence’in de bir ilişkisi olduğu ortaya çıkıyor. Michel, Paul’un yanına her şeyi itiraf etmeye gittiğinde kendi hariç herkesin bildiği ve tam 1,5 yıldır devam eden bu ilişki karşısında büyük bir üzüntü ve öfke duyuyor. Alice’in anlatmak istediklerinin bunlar olduğunu da o zaman anlıyorsunuz.

Oyun son sahnesine kadar büyük bir heyecan barındırıyor içinde

Zira son dakikaya kadar ne olup bittiğini anlamanız imkansız. Bu da seyirciyi oyuna bağlıyor.

Oyun her sahnesinde öğrenilen yeni bir bilgi ile size gerçekliği tekrar tekrar sorgulatıyor. Kime inanacağınızı bilemiyorsunuz. Suçlular masum, masumlar suçlu oluveriyor ve tüm bunlar olurken yapılan espriler çok yerinde, komik ve başarılıydı. Tekrar tekrar söyleyeceğim: oyun gerçekten son zamanlarda izlediğim en keyifli oyundu.

Teknik kısımlara gelince, öncelikle hayatımda ilk kez sahnede hareketli bir platform kullanıldığını gördüm. Çok da takdir ettim. Tiyatrolara bütçe ayrılması, teknolojiye adapte edilebilmesi çok hoşuma gitti. Zira, Türkiye’de özel tiyatroların çoğu oyunlardan masraflarını anca çıkarıyorlar. Devlet desteği maalesef çoktan kesilmiş durumda. Dolayısıyla üzerinde böyle uğraşılmış ve masraftan kaçılmamış bir sahne için Zorlu PSM’ye ayrıca teşekkür ederim.

Dekorlar, ses, seçilen müzikler, sahnede ve sahne geçişindeki ışıklandırmalar vs. teknik her şey başarılıydı. Teknik ekibi de tebrik ederim. Kusur bulamadığım nadir oyunlardan oldu.

Emeği geçen herkese ve tabii Kumbaravan’a ve Talimhane Tiyatrosuna teşekkürlerimle…

 

Posted in Bursiyer Yazıları, Tiyatro Yazıları

Benzer Yazılar