Menü Kapat
Fareler ve İnsanlar

Fareler ve İnsanlar

Geç kaldım Fareler ve İnsanlar kitabını okumak için ya da tam okumam gereken zamanda okudum. Kitabın kapağını açıp okumaya başladım, oldukça akıcı ilerliyordu sonra son sayfaya  geldiğimi ve başka sayfa olmadığını fark ettim. Kitabı bitirdiğimi anlamam da sonrasında gerçek dünyaya dönmem de zor oldu. Son cümleyi okuduktan sonra gidecek bir yer aradım çünkü öylece kalamazdım olduğum yerde ama olduğum yerde kalakaldım. Çünkü mecburdum. Peki mecbur olsan en yakın arkadaşını ya da yalnızlığını paylaştığın birini öldürür müydüm? Bu soruyu sanırım John Steinbeck bize soruyor. Peki George mecbur muydu? Öldürmekten başka çaresi gerçekten yok muydu? Bence George mecbur değildi  sadece yıkılan hayallerinin intikamını almıştı. Çünkü yazar George’ nin ağzından şöyle sesleniyordu: “O kadar  çok anlattırırdı ki, ben de belki bir gün gerçekleştiririz hayalimizi diye umut etmeye başladım.”

Fareler ve İnsanlar – bende garip duygular uyandırdı

en çok Lennie’nin sevme biçimi üzerinde düşündüm. Fareleri çok seviyordu ama tam olarak nasıl sevmesi gerektiğini bilmediği için onları öldürüyordu, köpek yavrusunu çok seviyordu yine aynı şey oldu ve onu da öldürdü. Peki sevmek öğrenilebilir   ya da sınırlandırılabilir bir şey mi?  Sevgiyi toplumun oluşturduğu standartlarda tuttuğunuz zaman mı normal insan oluyoruz? Ya da sevdiklerimize zarar vermememizle mi ölçülüyor sevgimiz? Burdan bir sürü soru türetilebilir. Ve bu soruların cevabı ‘normallik’ seviyemizi belirler.

Kitap George ve Lennie’ nin arkadaşlıklarını anlatır.

George Lennie’ ye sürekli gerçekleştirmek istedikleri arazi satın alma hayalini anlatır ve Lennie de bıkıp usanmadan her kelimesini bildiği hayalin tekrar tekrar anlatılmasını ister. Lennie’nin bu hayalde ilgilendiği şey ise tavşanlardır. Çiftlikte bir sürü tavşan olacaktır ve bunlara Lennie bakacaktır. Bunun için paraya ihtiyaçları vardır ve bu sebeple bir çiftlikte çalışmaya başlarlar. Fakat işler yolunda gitmez ve Lennie yanlışlıkla Curley’ in karısını öldürür. Yanlışlıkla öldürmüştür çünkü yaptığının bilincine varacak kadar akıllı bir insan değildir hatta zihinsel engelli olduğu söylenebilir. Sonra George’un söylediği çalılığa saklanır. Ve onu öldüren tetiği George çeker.

Kitaba dair eleştirebileceğim iki husus bulunmaktadır.

İlki siyahi olan işçinin ayrımcılığa uğruyor olması ve diğer işçilerden farklı bir yerde tek başına yaşamak zorunda olmasıdır. Tabi Curley’in sinirlendiğinde hırsını çıkarmak için sadece onu dövmesi ve aşağılaması üzerinde de durmak gerekir. Yazarımızın bu konu üzerinde kurduğu cümle ise durumu ifade edebilecek türdedir: “pek kullanmasa da  siyahi bir adamın da kendine göre bazı hakları vardır.”  İkinci husus ise Curley’ in karısının çizgiyi portredir. Kadın evli olmasına rağmen işçilerle bahaneler bulup oturmak ve konuşmak istemektedir. Kadının böyle davranmasının sebebi yalnız ve mutsuz olmasıdır. Ama işçiler durumu yanlış anlarlar. Kadına, romanın tek kadını olmasına rağmen oldukça kötü bir karakter biçilmiştir. Aynı zamanda herkesin bir ismi vardır ama o sadece Curley’in karısıdır. Hiç bir kısımda ismine yer verilmez. İşçiler de kadın üzerinden bir genelleme yaparak bütün kadınların aynı olduğunu söylemişlerdir.

Başucu kitaplarımdan biri olan kitap tekrar tekrar okunabilir.

Hem belki o zaman sonunu istediğimiz gibi bitirir ve umutlarımızı her daim baki tutarız. Son söz yazarımızdan olsun. “İnsanın yüreğinin iyi olması için akla ihtiyacı yoktur.”

Diğer Bursiyer yazılarına gitmek için tıklayınız

Ana sayfaya gitmek için tıklayınız

Posted in Bursiyerler, Edebiyat

Benzer Yazılar

0